Kanal T’de Gazeteci Yazar Hasan Taşkın’ın canlı olarak sunduğu “Tam Zamanı” programına katılan Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın, Cumhuriyetin 1920’lerden 1940’lara kadar olan dönemini açıklayabilmek için Atatürk’ün vasiyetlerinin açıklanması gerektiğini belirterek, “Neden açıklanması lazım ve ne getirir bize?  Eğer vasiyetler açıklanırsa, o günün şartları çok iyi izah edilecek ve Kemalist geçinenlerin Atatürk’ü değil de gerçek Atatürk’ü millet tanıyacak ve geleceğimize de yön verecektir. Dolayısı ile bu vasiyetlerin açıklanması gerekir” dedi.

Rektörümüz Aydın, konuşmasında darbe anayasalarına da vurgu yaparak, “Hiçbir darbe iç kaynaklı olmaz. Her darbenin bir dış kaynağı vardır. Bizde 1825, 1839, 1876, 1908, 1960, 1980 darbeleri ve 1997, 28 Şubat darbe girişimleri yaşadık. Daha sonra gezi olaylarında ayaklanma ile darbe denemeleri yapıldı. Bunların hepsinin muhakkak surette bir dış kaynağı vardır. Dış kaynak bunları kendi çıkarına göre dizayn etmek üzere yapar. Hep de böyle oldu” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Seyit Aydın sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’yi geçmişte yeterince dizayn edebilmişlerdir. Bunun da baş şartı idari mekanizmanın bağlı olduğu Anayasa’dır. Bizde zaten anayasanın teşkilinde bu güne kadar bunlar dikkate alınmıştır. Bunun tali olanı ise içerde bunu yapanların biraz da bu işi kendilerine yontmasıdır. Dış güçler 1960 ve 1982 darbe anayasalarında kendi çıkarlarını koruyacak ve menfaat sağlayacak şekilde maddeleri de ilave etmişlerdir.  Dolayısı ile bizde hep ihtilallerle Anayasa yapıldığına göre, bu anayasaların da çok iç kaynaklı olduğu söylemek mümkün değildir.

Sivil Anayasa Vurgusu

Kendimiz oturup kafa yorarak ve millete danışarak bir anayasa yaparsak tabi ki kendimize, milletimize uygun bir anayasa yapmış oluruz. Geçmişin kalıntılarını silecek uygulamaları böyle getirmeliyiz ve böyle getirebiliriz. Anayasamızı milletle beraber yapmak lazım, millete rağmen değil. Milleti arkasına almayan ve alamayan hiçbir hareket daimi olamaz. Milleti durdurmak da mümkün değildir.”

Prof. Dr. Seyit Aydın “Türk milletinin hafızası zayıftır” söyleminin doğru olmadığını belirterek şunları söyledi:

Millet Yapılanların Karşılığını Veriyor

“Bizde dede torununa anlatır yine de bilir. Dolayısı ile bu milletin hafızası sağlamdır. Millet fırsatını bulduğunda yapılanların karşılığını da verir. Bugün de millet onun karşılığını veriyor. Son 10-15 yılda baktığınızda, bu millet artık dedesinden aldığı mirasın karşılığını veriyor.

Bugüne kadar başkaları yapardı biz izlerdik. Onları takip ederdik. Bugün Türkiye istediğini yapacak noktaya geldi. Başkaları dizayn edecek, biz de ona uyacağız. Bu artık bizde bitmiştir. Dolayısıyla zor da olsa, engellerle de karşılaşılsa, biz kendimize ait bir şeyleri yapmaya başladıysak, bunun devamı da gelecektir.

“Artık Milleti ile Bütünleşen Bir Devlet Var”

Gezi olayları döneminde Kazakistan ve daha sonra Kırgızistan coğrafyasında idik… (Türkiye karıştı. Millet bir birini öldürüyor) Şeklinde sorular soruldu. Böyle bir şey olmadığını söyledik. Ancak, oradaki algı bu şekilde oluşturulmuştu. Rus televizyonu ilk günlerde bile (168 ölü 2 bin yaralı var) diye duyurdu. (Türk baharı başladı) diye de haberler yapılmaya başlandı. Artık Türkiye rotasını çizdi. Artık Milleti ile bütünleşen bir devlet var. Bütünleşmeyi tamamlayan devlet var. Bundan sonra engel tanımayacağı ortada.  Millet her şeye sahip çıkacak ve sahip olacaktır. Milletin her şeye sahip olduğu millet ve devlet anlayışı ile biz asıl misyonumuzun sahibi olarak devam edeceğiz.”

Prof. Dr. Aydın, Türkiye’nin başkanlık sistemine geçeceğine de inandığını belirterek, “Çünkü millet bunu istediğini 10 Ağustos ta göstermiştir. Millet sistemi revize etmek istiyor. En güzeli revizyonlardır. Millet bazı revizyonlara ihtiyaç duyuyor bunu gösterdi. Başkanlık bunun nüansıdır. 2023 boşuna icat edilmiş değildir. 2023 Türkiye’nin çok önemli yerlere geldiği yıllar olacaktır” şeklinde konuştu.

Medyayı Yönetecek ve Amacına Ulaşacaktı

Programa katılan İletişim Mühendisi ve Araştırmacı Yazar Ertan Özyiğit Gezi olayları yapısının Avrupa’ya ait olduğunu belirterek, “Gezi olayları başlamadan önce, Avusturya’da bir kardeşim yaşıyor, (Avusturya’daki bütün muhabirler Türkiye’ye gelmek istiyor. Taksim’de bir şeyler mi oluyor?) diye sordu. Daha gezi olayları başlamamıştı. CFR’nin en büyük yöntemi budur işte. Medyayı yönetecek ve amacına ulaşacak. Bunlar algı yönetirler ve zannedersin ki millet birbirini yiyor. Bunun sonucunda da devrimleri yaparsınız. Akıl oyunları ile insanların neye kızacaklarını, neye nasıl tepki vereceklerini bilerek hareket etmektir. Bu şekilde senaryo hazırlanıyor. Bu kişilerin dışında toplumlara da uygulanan sistemdir” dedi.  

Programa konuk olarak katılan CHP Kars Milletvekili Selami Yiğit ise Atatürk’ün vasiyetinin açıklanmasından yana olduğunu ifade ederek, “Gerçek Atatürk’ü millet tanısın. Ancak bunun açıklanmasındaki asli görev iktidar partisine düşüyor. Bende çok merak ediyorum açıkçası” şeklinde konuştu.