Kastamonu Üniversitesi olarak, İsrail’in 8 Temmuz 2014'te Gazze Şeridi'ne yönelik uluslararası hukuk ve temel insan haklarına aykırı biçimde başlatmış olduğu ve kısa bir zaman dilimi içinde, aralarında pek çok masum çocuk ve kadının da bulunduğu üç yüze yakın sivil Filistinlinin hayatını kaybettiği; binlercesinin ise yaralandığı saldırıları kabul edilemez ve affedilemez bir insanlık suçu olarak görüyor, şiddetle ve nefretle kınıyoruz.

Aramızda dinî, tarihî, beşerî münasebetlerin teşkil ettiği kültürel ve hissî rabıtaların mevcut olduğu; 20. asrın en mağdur halklarından olup, 21. asra da en mazlum halk olarak giren Filistinli kardeşlerimiz, maalesef yine mübarek Ramazan ikliminde, Bayram'a yaklaştığımız şu günlerde müthiş ve gayr-ı insanî bir taarruza maruz kalmışlardır.

Yıllardır İsrail'in yaptığı ve sistematik bir zulüm, işkence ve soykırıma dönüşen ablukalar, utanç duvarları, Filistin'i açık bir hapishaneye çeviren bu taarruzlar, bu mazlum halkı yıldırma, öz yurdundan çıkarma ve yok etme maksadını güden tatbikatlar, İsrail’in bir devlet terörü uyguladığını tartışılmayacak kadar açık hale getirmiştir.

Batı dünyasının, İsrail'in bu saldırgan tutumunu kınamak yerine her zaman olduğu gibi, 'İsrail'in Kendini Savunma Hakkı' olarak görmesi, yeri geldiğinde insan hakları havarisi kesilerek ortaya koydukları ifadelerinin tutarsızlığını göstermektedir.

Filistin halkının acılarının sarılması, yıkılan ve yok edilen altyapı ve benzeri ihtiyaçlarının karşılanması için halkımız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üzerine düşeni yapacaktır.

Kastamonu Üniversitesi Senatosu olarak acılarını derinden paylaştığımız Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya, davalarına sahip çıkmaya ve bütün şartlarda kendilerini desteklemeye devam edeceğimizi ve mağdur Filistin halkına yapılan bu taarruzları kabul edilemez bulduğumuzu ve tel'in ettiğimizi kamuoyuna saygıyla ilan ederiz.