2014 yılından bu yana Kazakistan’ın S. Seifullin Kazak Tarım Teknik Üniversitesi ile üniversitemizin yürüttüğü işbirliği; protokol çerçevesinde akademik faaliyetlerin her alanında ivmesini artırmakta. Öğretim üyesi hareketliliği, lisans ve lisansüstü düzeyde öğrenim hareketliliği, kısa süreli araştırma ziyaretleri, ortak sempozyum/kongre düzenlemenin yanında 4 Nisan-14 Nisan tarihleri arasında Orman Kaynakları ve Ormancılık Bölümü master öğrencileri, staj yapmak gayesi ile üniversitemiz koordinasyonunda Kastamonu’yu ziyaret ettiler. 

Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sezgin Ayan’ın organize ettiği, gerek üniversitemize bağlı birimlerde gerekse Orman Bölge Müdürlüğü, Taşköprü Orman İşletme Müdürlüğü ve Ilgaz Milli Park Müdürlüğünde yapılan programlar çerçevesinde Türkiye ve Kastamonu Ormancılığı konusunda bilgi ve görgülerini artıran 6 master öğrencisi staj programının son gününde Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın’ı makamında ziyaret ederek, program dahilinde aldıkları eğitimlerle ilgili olarak sertifikalarını rektörümüzün elinden alarak, memnuniyetlerini ve teşekkürlerini ilettiler. 

Eğitim Fakültemiz, Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 11. Ulusal Okul Öncesi Eğitimi Öğrenci Kongresi, Üniversitemiz Uygulama Anaokulu öğrencilerinin yapmış olduğu ritim gösterisiyle 3 Mart Konferans Salonunda bugün başladı.

Bugün başlayan ve üç gün sürecek olan öğrenci kongresine; Garnizon Komutanı J. Tuğgeneral  Faruk Bal, Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın ve Belediye Başkan Vekili Eşref Can, fakülte dekanları, farklı üniversitelerden gelen öğretim üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı ve Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Oğuzhan Kıldan’ın yaptığı açılış konuşmasında: “ Öncelikle hepiniz kongremize hoş geldiniz. Her yıl geleneksel olarak bir üniversitenin Okul Öncesi Eğitimi Ana Bilim Dalının koordinasyonunda düzenlenen okul öncesi eğitimi öğrenci kongresinde bizler, bu yıl kongremizin ana temasını “Eğitimde Değişim, Çocuklukta Dönüşüm” olarak belirledik. Kongremizde iki ana hedefe odaklandık: İlk olarak lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi gören öğrencilerin çalışmalarını akademik ortamlarda sunmalarını sağlamaktır. İkinci olarak ise alanımızın önemli hocalarını Kastamonu Üniversitesinde ve farklı üniversitelerde eğitim gören öğrencileriyle buluşturmaktır. Eğitim Fakülteleri öğrencilerini güncel bilgilerle donatsalar dahi bu bilgiler çok kısa sürede geçerliliğini yitirecektir. Bu bağlamda bu fakültelerin misyonu da değişmek zorundadır. Eğitim Fakülteleri öğrencilerine öğrenmeyi, araştırmayı, kendisini sürekli yenileyebilmeyi öğreten kurumlara dönüşmelidir. Okul Öncesi Eğitim Öğrenci Kongreleri de bu misyona hizmet eden bir organizasyondur.  Nitekim bu yıl 11. si düzenlenen ve Kastamonu’ da gerçekleşen kongrede 36 farklı Üniversiteden  190 sözlü bildiri, 20 poster bildiri ile toplam 514 öğrenci ve öğretim elemanı kongrede sunumlarını yapacaktır. Dinleyici olarak katılan birçok öğrenci ve öğretmeni de eklediğimizde organizasyonun ne denli büyük olduğu ve misyonunu görmek mümkündür. Son olarak kongremizin eğitici, kaliteli geçmesini ve kalıcı öğrenmelerimize ve hayatımıza değerli yön verici izler bırakması temennisiyle, hepinize saygılar sunar, katılımınızdan dolayı tekrar teşekkür ederim” diyerek konuşmayı Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ünal İbret’e bıraktı.

Dekan İbret: “ Bugün 11. Okul Öncesi Eğitim Öğrenci Kongresinin Üniversitemiz bünyesinde fakültemiz öncülüğünde yapılmasının gururunu yaşıyoruz. Bu kongre her ne kadar öğrenci kongresi adında düzenlenmiş olsa da bu yıl katılımcıların teveccühünden ve çok değerli hocalarımızın bizleri onurlandırmasından dolayı, ulusal nitelikte bir eğitim kongresine dönüşmüştür. Geleceğin akademisyenlerine katkı sağlamak ümidiyle bunun sevincini yaşıyoruz. Bu nedenle düzenlemiş olduğumuz kongrenin bütün katılımcılara, üniversitemize ve ülkemiz bilim camiasına hayırlı olmasını diliyor ve kongrede emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunar kongrenin öğrencilerimize, akademisyenlerimize ve tüm katılımcılara öğretici geçmesini ve güzellikler getirmesini dilerim” dedi.

Dekan İbret’in ardından konuşma yapan Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın; “Öncelikle kongrenin herkese hayırlı olmasını diliyorum. Hepiniz hoş geldiniz, emeği geçen arkadaşlarıma ve destek veren kuruluşlara teşekkür ediyorum”  diyerek sözlerine şu şekilde devam etti:

“Böyle kongreler yapıldıkça öğrencimize ve üniversitemize yeni ufuklar açılmasına yol açar ve ileri gitmemize katkı sağlar. Son zamanlarda bu çalışmalar yaygınlaştı ve çok ilerledi bizde üniversite olarak ilk işlerden birisi olarak uygulama anaokulunu açtık. Arkadaşlarımızın fedakarlığıyla iyi bir şekilde devam ediyor. Kendilerine emeklerinden dolayı minnet borçluyuz. Eğitimde son 20 yılda 3 defa sistem değişti. Sistemin yıkılıp yeniden yapılmasına karşıyız, mevcut sistemin revize edilmesinden yanayız. Bu kongreleri milletlerarası hale getirirsek daha faydalı olacağını düşünüyorum. Tekrardan hayırlı uğurlu olmasını diliyor, iştirak edenlere ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Rektörümüzün ardından açılış panelini yönetmek üzere söz alan Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayla Oktay, “Öncelikle bizi Kastamonu’ya davet eden herkese çok teşekkürler. Sayın akademisyenler, öğretim üyeleri ve öğrenciler hepiniz kongremize hoş geldiniz. Oktay, “21.Yüzyıl İnsanını Yetiştirmek” konulu konuşmasında, 50 yıldır çocukların sözcülüğünü yaptığını belirterek, meslektaşlarının desteği ile Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümünün gelişme gösterdiğini söyleyerek, 21. Yüzyılda hızlı gelişmelerin yaşandığını ve değişimin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Küreselleşmenin ortaya çıktığı bu yüzyılda, toplumların kendi kültürlerinin desteğini alması gerektiğini ifade etti.

Teknolojik gelişmelerin ve çok yönlü bilgi akışının da eğitimcileri zorladığını belirten Prof. Dr. Ayla Oktay, çok kanallı bilgi akışının kafa karıştırdığına dikkat çekti. Oktay, çocuklara seçiciliğin öğretilmesi gerektiğini vurgulayarak konuşmasına şöyle devam etti: “ Bilgiye çok kolay ulaşıyoruz. İnternet ortamında yayılan bilgilerin doğruluğunu ve hangi amaçla konulduğunu tam olarak bilmiyoruz. Bilgileri alırken çok dikkatli ve seçici olmalıyız. Bilgilerin çok çabuk eskimesi de önemli bir sorundur” dedi.

Birey odaklı eğitimin önem kazandığını belirten Ayla Oktay, korunması gereken toplumsal değerlerin ve aile yapısının 21. Yüzyılda değiştiğini söyledi. Teknolojinin hızla yayılmasıyla birlikte öğrenme ortamlarının da farklılaştığını dile getiren Oktay, artık bilginin tek kaynağının öğretmenler olmadığını belirtti.

Ayla Oktay’ın ardından Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Ömeroğlu ise “ Erken Çocuklukta Değerler Eğitimi” adlı konuşmasında, soyut olan değerlerin çocuklara somutlaştırılarak verilmesi gerektiğini söyledi. Değer kavramının sosyal, ekonomik ve bireysel özelliklerine değinen Ömeroğlu, çocuklarda değerler eğitiminin önemine vurgu yaptı. Değer kavramının birçok özelliği olduğunu ve çocuklara küçük yaşlarda değer eğitiminin kazandırılması gerektiğini söyleyerek ailenin kendi içinde paylaştığı değerlerin çocuklar tarafından kolay bir şekilde kabul edildiğini belirtti. Anne, baba ve öğretmenlerin çocukların rol modeli olduğunu ve değer eğitiminin amacının çocukların kişiliğinin her yönüyle gelişmesini sağlamak olduğunu ifade etti.

Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ozana Ural ise  “Ailenin Rolü; Destekleyici, Dönüştürücü, Eğitici” konulu konuşmasında dönüştürücü eğitim kuramı ve aile eğitimi arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Dönüştürücü öğrenmede anne ve babaların çocukları aracılığıyla yeni deneyimler yaşadığını ve anne-babaların yetişkin öğrenenler olduğunu söyledi. Dönüştürücü öğrenme kuramının aşamalarından bahseden Ural, eğitimin temel amacının özgürleştirici olduğunu belirtti.

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Akman ise “ Erken Çocukluk Bakım ve Eğitim Hizmetlerinde Kalite” isimli konuşmasında erken çocukluk eğitiminin önemi, kalitesi, kalite standartlarının ilke ve dayanakları, kalite standartlarının hedef kitlesi, alt standartlar ve göstergeler, öğrenme ortamları, yönetim ve liderlik ile kalite standartlarının geleceği gibi konulardan bahsederek çocuk eğitiminin kalitesine vurgu yaptı.

Panelde son olarak Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rengin Zembat “Lider Öğretmen Lider Çocuk” konulu konuşma yaptı. Konuşma sırasında liderliğin ikna eden ve başkalarını motive eden bir kavram olduğunu söyledi. Liderliğin nitelikleri, liderliğin şartları, liderlik pozisyonları ve süreçleri gibi konulardan bahseden Zembat, yönetici, öğrenci ve öğretmenlerle ilgili yapılan araştırmalardan söz etti. Okulöncesi dönemde çocuklarda liderlik kavramının samimiyet odaklı bir şekilde verilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Eğitimi yenileştirme çalışmaları içerisinde önem kazanan öğretmen liderliğinin rollerinden bahsederek, öğretmen liderliğini etkileyen değişkenlerden söz etti. Rengin Zembat, lider bir öğretmenin, çocukların gelişiminde önemli olduğunu belirterek konuşmasını sonlandırdı. 

Panelin ardından Eğitim Fakültesinde Rektörümüz Aydın, Garnizon Komutanı Faruk Bal ile birlikte Okul Öncesi Bölümü öğrencilerinin yapmış olduğu materyal sergisinin açılışını yaptı. Sergilenen materyalleri inceleyen Rektör Aydın, fotoğraf çekimi ve hediye takdiminin ardından sergiden ayrıldı. 

 

Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Ali Rafet Özkan ve Prof. Dr. Sezgin Ayan ile üniversitemiz senato üyeleri bugün Tosya Meslek Yüksekokulu ek binasını ziyaret etti. Ziyarette Tosya Kaymakam’ı Yusuf Cıbır, Belediye Başkanı Kazım Şahin de bulundu.

Konuşmalarına Kaymakam Cıbır ve Belediye Başkanı Şahin’e teşekkür ederek başlayan Rektör Aydın, bugün üniversite senatosunda alınan karalardan bahsederek, şunları söyledi:

“ Üniversitemizde yeni başlatılan hazırlıklarla ilgili kararlar aldık. Meslek Yüksekokulun yeni binasının inşaatını gezdik. Kaba inşaatı bitmiş görünüyor. Tosya’ya teşekkür ederim. İnşaatı bu seviyeye Tosya getirdi. Kaymakam, Belediye Başkanı ve Belediye Başkan Yardımcısı ile Meslek Yüksekokulu Yaptırma ve Yaşatma Dernek Başkanı Hacı Fazıl Ateş bu işin kahramanı oldu. Bu ek bina ile birlikte yeni bölümler faaliyete geçecek. Bizim hedefimiz sadece meslek yüksekokulu tamamlamak değil, teknik üniversite hazırlığı da yapmak” dedi.

Tosya’ya yeni bir üniversitenin kurulacağından bahseden Rektör Aydın, konuşmasını şu sözlerle devam etti: “Tosya’nın hak ettiklerini vermeye çalışıyoruz. Meslek Yüksekokulun ek kısımları inşallah Tosya’nın desteği ile tamamlanacak. Asıl hedefimiz bir Devrez Üniversitesi kurmak. Bugün Kaymakam ve Belediye Başkanımızla diktiğimiz fidanlarla birlikte toprağa yatırımın yanı sıra amacımız insana da yatırım yapmaktır. Ek binayı bu sene eğitim öğretim dönemine kadar bitirip kullanmayı planlıyoruz. Bugünün en önemli maddelerinden biri de Daday ve Çatalzeytin’de kurulacak müstakil meslek yüksekokulu binalarının yapımı kararını senatodan geçirdik. Ayrıca bazı master ve doktora programları açılacak. İlerleyen zamanlarda da Devrez Üniversitesi’nin kararını alacağız.” diyerek konuşmalarını sonlandıran Rektörümüz Aydın, herkese teşekkür etti ve senato üyeleriyle birlikte Tosya MYO’ da incelemelerde bulundu.

 

 

Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Doğru ve Üniversite Senatosu, Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın’ı makamında ziyaret etti.

Ilgaz’a  eğitim semineri için gelen Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Mahmut Doğru ve Senatosu ziyaret sırasında Rektörümüz Aydın’la her iki üniversitenin başarıları ve gelişim süreci hakkında konuştu.

Rektörümüz Aydın’da ziyaretlerinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü ve senato üyelerine teşekkürlerini iletti. Misafir heyet de misafirperverliğinden dolayı Rektörümüze teşekkür etti.  

Ziyaret,  karşılıklı hediyelerin  takdimi  ve toplu fotoğraf çekiminin ardından son buldu. 

 

Üniversitemiz Türk Dünyası çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Üniversitemiz tarafından Türk dünyası adına konferans, sempozyum gibi yapılan akademik çalışmaların yanı sıra  II. Uluslararası Türkistan kurultayı ile de Türkistan ve İslam Coğrafyasında yaşanan zulme bir kez daha ışık tuttu.

Üniversitemiz ve Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği tarafından  düzenlenen, Bağcılar Belediyesi'nin de destek verdiği "1916 Kıyamı ve Büyük Türkistan Katliamı'nın 100. Yıl Dönümü" konulu II. Uluslararası Türkistan Kurultayı, 17-18 Nisan’da Bağcılar Belediyesi Gençlik Merkezi'nde yapıldı.

Kurultaya, Üniversitemiz  Rektörü  Prof. Dr. Seyit Aydın, Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, Eski Bakan Hasan Celal  Güzel, Türkistan Derneği Başkanı  Burhan Kavuncu  ve Ak Parti Bağcılar İlçe  Başkanı İsmet Öztürk’ün yanı sıra akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

Kurultayın Açılış konuşmasını Uluslararası Türkistanlılar Derneği Başkanı Burhan Kavuncu yaptı. Kavuncu 1916 yılında Türkistan'da yaşanan katliamın tarihteki en büyük acılardan birisi olduğunu söyleyerek şunları kaydetti. "Bizim atalarımız silahları olmadan hürriyet için çok zor şartlar altında savaştılar. 1916 faciasında Türkistanlı kadınların da ön saflarda ayaklanmaya katılmış olması bunun bir göstergesi. Kadınlarımız, ellerine geçirmiş oldukları sopalarla, kazmalarla Türkistan'ın tüm bölgelerinde ayaklanmaya katıldılar. Bundan önceki ayaklanmalar sadece belli bölgede olurken 1916 yılında Türkistan'ın tamamında Türkistanlıların tamamının katılımıyla olmuştur."

Kurultayda konuşma yapan Rektörümüz Aydın Kurultayın ana temasına değinerek şunları ifade etti:  “1916 kıyamı ve 100. Yılında Büyük Türkistan Kıyımı olacaktır. Bu öyle bir katliamdır ki çocukların süngü ucunda olduğu, 1 buçuk milyon insanın katledildiği bir katliamdır ve tamamen bir soykırımdır. Türk ve İslam dünyasının artık bunları gündemde tutması lazım. 1916 kıyımının temel sebebi Rusların, Türkistan halkını Osmanlıya karşı harbe zorlamasıdır. Osmanlıyla hiçbir şekilde savaşmayacak olan Türkistanlılar silahsız olarak Rusya’ya karşı isyan etmiştir. Silahsız insanların isyan etmesi doğal olarak ölümle sonuçlanacaktır. Bunu göze alarak isyan edenlerde ne büyük bir iman ve inanç vardır tahmin ediyoruzdur. 1 buçuk milyon insan katledildi bunu göz önünde tutmak gerekir. Tarihin en kanlı katliamlarından bir tanesidir ve her zaman bunu yazmak gerekir. Bu katliam aslında bir semboldür. Türklere karşı tatbik edilen sayısız asimilasyon ve katliamların bir sembolüdür çünkü basit bir hesapla bugün dünya üzerinde yaşayan 325 milyon Türk çok dağınık yaşamaktadır. Bu da Türk milletin çok büyük bir katliama maruz kaldığını gösterir. Çünkü Türk nüfusu Çin nüfusuna eşdeğer olmalıydı. Müslümanların bile 1 milyar 800 milyon olup da ancak Çin kadar olması bir diğer sonuçtur. Böyle bir dünyada bizim ne kadar büyük bir katliama maruz kaldığımız açıktır”.

İslam coğrafyasındaki zulümlere vurgu yapan Aydın sözlerine şöyle devam etti. “Türkistan İslam Aleminin 19. ve 20.asırdaki hanenin de bariz bir numunesidir. Türkistan halkı zulmün, gülmemenin ve ıstırabın bir timsalidir. Doğu Türkistan’ın tesisi demek dünyanın huzuru demektir. Çünkü bizim tarihimizde sömürmek, katletmek, yok etmek yoktur, ihya etmek vardır gelecekte de böyle olacaktır. Birçok sömürgeci ülkelerin hükmettiği yerlerde sömüren ülkelerin dilleri konuşulmaktadır. Ancak Devlet-i Aliyye hükümran olduğu hiçbir devlet bugün Türkçe konuşamamaktadır. İnsanlığın ihyası için Doğu Türkistan kuvvetli kudretli İslam dünyası varlığına şiddetle ihtiyaç vardır ve inşallah da olacaktır. Dünyanın dört bir yanında İslam ülkelerine zulümler yapılmaktadır, mezalimler devam edecektir. Bu zulümlerin katliamların bitmesi için dua ediyoruz dua edeceğiz. Dolayısıyla bugünkü program bu manada da önemlidir. 1938 ‘de Türkistan’da bütün Türkistan memleketlerinde Aydın katliamı yaşandı. Bu katliamlarda Abdulhamit, Süleyman Çolpan, Cengiz Aytmatov’un babası da şehit edildi. Bu yüzden biz Türkiye’de geleceği tesis ederken İslam dünyasının neler beklediğini neler yaşamayı istediğini Türkiye’nin de mesuliyetinin ne olduğunu bilenlerdeniz. Bugün de Türkiye bunun farkındadır. Bu yıl ayrıca Ahmet Yesevi Hazretlerinin 850. Vefat yıl dönümüdür. Yine bu yıl devlet geleneği mimarlarımızdan Yusuf Has Hacip’in doğumunun 1000. Yıl dönümüdür. Bunları da devamlı suretle canlı tutalım bu yıl dönümlerinin inşallah bize yeni ufuklar açmasını niyaz ediyorum”.

Bağcılar Belediye Başkanı Çağırıcı; 21. yüzyılda medeniyet  ve  gelişmişlikten bahseden ülkelerin olduğunu ama zulmün devam ettiğini,  islam coğrafyasının  bu tür durumlara maruz kaldığını üzülerek belirtti.

Kurultay Birinci Gün, Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın’ın başkanlığında yapılan Manas Oturumu, 1916 Öncesi  Gelişmeler: ‘Türkistan’ın Ruslar Tarafından İşgali ve Sonrası’ adlı oturum ile başlayıp; Prof. Dr. Münir Atalar başkanlığında yapılan Babür Oturumu: ‘1916 Büyük Ayaklanma Büyük Katliam’ adlı oturumla devam ederek; Prof. Dr. Orhan Kavuncu Başkanlığında yapılan Hoca Ahmet  Yesevi  Oturumu: ‘1916 Kozgalışı’nın Etkileri’ adlı oturum ile son buldu.

Kurultayda  İkinci Gün oturumları ise; Prof . Dr. Seyfettin Erşahin Başkanlığında yapılan Ali Şir Nevai  Oturumu: ‘1916 Sonrası Siyasi ve Askeri  Alandaki Gelişmeler’ ile başlayarak, Prof. Dr. İbrahim Maraş Başkanlığında yapılan  Gaspıralı İsmail Bey Oturumu:  ‘Sovyetler ve Müstakillik Dönemine Bakışlar’ adlı oturum ile son buldu.

Kurultay oturumların değerlendirilmesinin ardından sona erdi.