Üniversitemizin şimdiye kadar tescil edilmiş 5. Patenti olan, “Alabalıklarda Adipoz Yüzgeçten Androjen Reseptör Sayımı ile Cinsiyet Belirleme” adlı buluş, 22 Aralık 2016 tarihinde, Üniversitemiz Mevlüt Beyribey Konukevi’nde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı.

Basın toplantısına Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sezgin Ayan, Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahmut Elp, Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Yavuz Sönmez, Rektör Danışmanları Yrd. Doç. Dr. Tunay Kamer ve Yrd. Doç. Dr. Onur Hasdedeoğlu  ile ulusal ve yerel basın temsilcileri katıldı.

Basın toplantısında konuşma yapan Rektörümüz Aydın konuşmasına şöyle başladı: “Arkadaşlarımız, değerli basın mensuplarımız öncelikle hoş geldiniz, sağ olun. Bugün güzel bir günü beraber yaşayacağız onun için buradayız. Yeni bir patentimizin bilgilerini sizinle paylaşacağız. Patenti alınan icat, Su Ürünleri Fakültemiz Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Yavuz Sönmez’in çalışmasının bir neticesidir. Hem Üniversitemize, hem de ilim camiasına dolayısı ile pratiğe yeni bir teknik, yeni bir metot kazandırdı. Kendisini tebrik ediyorum.”

Patent hakkında basın mensuplarına detaylı bilgi veren Rektör Aydın “Alabalıklarda Adipoz Yüzgeçten Androjen Reseptör Sayımı ile Cinsiyet Belirleme başlıklı Patentimiz Türk Patent Enstitüsü’nden tescil edildi. 17 Mart 2014 tarihinden itibaren 7 yıl için incelemesiz olarak bu Patent verildi. Çalışmanın detaylarını özetleyecek olursak; alabalıklarda adipoz yüzgeci, yani yağ yüzgeci dediğimiz bir yüzgeç var. Bu yüzgecin fonksiyonu şu ana kadar bilinmiyordu. Bilinmeyen bir fonksiyon ortaya çıkarıldı. Bu fonksiyonun ortaya çıkarılması için de bir metot geliştirildi. Alabalıkların yağ yüzgecinde cinsiyet tespitinde fonksiyonu olduğu ve yağ yüzgecinden cinsiyetinin belirlenebileceği ortaya çıkarıldı.” dedi.

Rektör Aydın, hocalarımızın icra etmiş olduğu bu buluşları Kastamonu Üniversitesi olarak yatırıma sevk edip üretime geçirmek suretiyle kullanıma sunulacağını da söyleyerek, yeni patent tescillerinin de yolda olduğunu müjdeledi. Kastamonulu işadamlarını patentlerimizi üretime geçirme hususunda bir kez daha yatırıma davet eden Rektör Aydın, katılan herkese teşekkür ederek konuşmasını sonlandırdı.

Rektör Aydın’ın ardından patent hakkında bilgi veren Üniversitemiz Su Ürünleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Yavuz Sönmez, projesi hazırlanan patenti kısa bir sunumla basın mensuplarına tanıttı. Konuşmasına alabalıklardaki yağ yüzgecinin hakkında bilgi vererek başlayan Sönmez, “Alabalıkların gövdesinde mevcut diğer yüzgeçlerin fonksiyonu bilinirken, yağ yüzgeçleri ilim camiasında bugüne kadar bir muamma konusuydu. Bizim patentimizin konusu da bu yüzgecin işleviyle alakalı. Bu çalışmamızda yağ yüzgecinden çok küçük düzeyde bir doku alınıp, androjen reseptörü ile boyanıp, antikor içeren hücrelerin sayımı ile erkek veya dişi olduğu ayrılıyor. % 25lik bir oran olduğunu tesbit ettik. Erkek alabalıklarda oranın daha fazla olması dolayısıyla hücre sayısına göre balığın erkek ya da dişi olduğunu anlaşılabiliyor.” dedi. Bu buluşun faydaları ile çalışma metodu hakkında da bilgi veren Sönmez, üreme mevsiminin dışında cinsi olgunluğa gelmemiş balıklarda, bu buluş sayesinde rahatlıkla ayrım yapılıp yumurta ve larva kalitesinin arttırılmasına katkı sağlayacağının altını çizdi. Sönmez, bu buluşun öneminden de bahsederek bundan sonra, bu yönde yapılacak çalışmaların hepsinde bu çalışmanın referans alınacağını, bu noktada hem Üniversitemiz hem de Kastamonu açısından önemli bir nihai sonuç teşkil ettiğini vurguladı.

Basın toplantısı, verilen kahvaltının ardından son buldu.

 

 

 

 

 

 

 

Üniversitemiz ile Türkiye Vakıflar Bankası Kuzeykent Şubesi arasında protokol imzalandı.

Üniversitemiz Rektörlük makamında imzalanan protokole, Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın ve Vakıfbank  Şube Müdürü Ali Yavuz  imza attılar. Ayrıca Vakıfbank şube personeli de protokol imza töreninde hazır bulundu.

İmzalanan bu protokol;  Üniversite personelinin maaş, ek ders, mesai, ikramiye, döner sermaye, nöbet ücreti vs. ödemelerinin ve promosyon miktarına ve personele sunulacak bankacılık hizmetlerine dair esasları ile karşılıklı hak ve yükümlülükleri ile Üniversite birimlerinde görev yapan akademik, idari, sözleşmeli ve sürekli işçi olarak çalışan tüm personeli kapsamaktadır.

Protokol imzalanırken konuşan Rektörümüz Aydın şunları ifade etti.  “12 Aralık 2016 günü yaptığımız maaş ve promosyon ihalesi Vakıflar bankamızda kaldı. İhaleye giren bütün bankalarımıza teşekkür ediyoruz. İhaleye giren bankalarımız öncelikle teşekkürü hak ediyorlar. Her yarışın bir kazananı olacak yarışı Vakıflar Bankamız kazandı. Onları da o manada tebrik ediyoruz.  Kendilerine de teşekkür ediyoruz. Vakıflar Bankamız ihaleyi kazanırken bir de rekora imza attı; Şu anda Kastamonu Üniversitesine Türkiye’nin yıllık bazda en yüksek promosyon teklifini vererek ihaleyi aldılar. Dolayısı ile böyle bir rekorunda sahibiyiz. Yıllık bazda en yüksek promosyon verilerek bu ihale kazanıldı. Üniversitemize, çalışanlarımıza hayırlı olsun, bankamıza hayırlı olsun. İnşallah ağız tadıyla ve güzel günlerde kullanırlar. Vakıflar Bankamız bu aldığı neticeyle inşallah Muaffak olur. Arkadaşlarımızda güle  güle harcasınlar. Promosyon fert başına 2525 TL olarak kaldı. Bir Türkiye rekoru bu da bizi sevindirdi. Tekrar kendilerini tebrik ediyor, teşekkür ediyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyoruz”.

Banka Müdürü Ali Yavuz ise şöyle konuştu. “Hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sayın Hocamıza teşekkür ediyorum, diğer katılımcı bankalara da teşekkür ediyorum. Üniversite personelimize, bankamıza faydalı olacağı kanaatindeyiz. Hayırlı olsun diyorum tekrar”.

Konuşmaların ardından protokol imzaları atıldı. 

Üniversitemiz  Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Seramik Bölümü tarafından  düzenlenen Karma Seramik Sergisi Açılışı bugün yapıldı.

Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Sergi Salonunda yapılan Sergi Açılış Törenine; Kastamonu Valisi Mesut Yıldırım, Belediye Başkanı Vekili Eşref Can, Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın, üniversitemiz akademik ve idari personeli ile öğrenciler katıldı.

Sergi açılışında açılış konuşmasını yapan Doç. Dr. Seyhan Yılmaz şöyle konuştu. “Seramik bölümümüz bu sene ilk defa öğrenci almıştır. Bu sergi bölümümüzün ilk etkinliğidir. Düzenlemiş olduğumuz sergi ile sanatçıları buluşturan onların yaratıcı eserlerini sergilemeleri aynı zamanda öğrencilerde yaratıcılık ruhunun gelişmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Sergi Türkiye’deki Güzel Sanatlar Fakültelerinde seramik eğitimi veren değerli öğretim elemanları ile seçkin seramik sanatçılarının katılımı ile gerçekleşmektedir. 70 Seramik sanatçısı sergiye iştirak etmiştir. Böyle güzel bir etkinlikte düzenleme kurulu başkanı olarak görev almaktan onur ve gurur duymaktayım”. 

Seramik sanatçısı Mehmet Tüzüm Kızılcan şunları ifade etti.  “Bu işi kurtarmak için ne kadar büyük emek verildiğini en yukarıdakinden en aşağıdakine kadar nasıl bir heyecanla çalıştıklarını ve şu anda gördüklerim son derece bundan 50 yıl önce seramiğe başlamış birisi olarak nereye geldiğimizi birebir algılamakta beni çok mutlu ve huzurlu ediyor. Çok değerli dekanımızla olan sohbetlerimizde gördüğüm kıvılcım, ateş sizlerin yüzünde gördüğüm enerji bu gençlerin enerjisi ile birleşirse hele bu imkanlara sahip yola çıkarlarsa neler yapabileceklerini düşünemiyorum. Burada olmaktan mutluyum hepinize çok teşekkür ediyorum. Yola çıkan genç meslektaşlarıma başarılar diliyorum. Bugün seyirci olanlar yarın bu işlerin başında olurlar diye canı yürekten umut ediyorum”.

Açılış sırasında konuşan Rektörümüz Aydın şunları dile getirdi. “Fakültemizde ki ilk seramik sergimizin açılmasında bulunmanız bizi fazlasıyla mutlu etti. Fakültemiz çok genç ve yeni bir fakülte, şu anda 4 bölümümüz faal 5. ise konservatuar bölümü inşallah yakın zamanda hizmete geçecek ve 1 sene yeni oldu, yüksek lisans programını açtık. İnşallah çok yakın zamanda doktora programını açar seviyeye geleceğiz. Bu hızlı gelişme ve hızlı şekilde kuruluşunu tamamlamada fakültemizin dekanı, öğretim üyeleri, çalışanları idari personelimiz de dahil hepsi fazlasıyla emek verdiler. Gecelerini gündüzlerini kattılar şu anda da devam ediyorlar. Kendilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Az evvel sanatçımızın da dediği gibi sizlerin de bu iştiraki ve desteği ile daha da meşale olacaktır inşallah her sahada yeni gelişmelere öncülük edecektir. Seramik sergimizin bu manada da inşallah bu saha da yeni bir geleceğe ışık tutması dileğiyle sizlere tekrar saygılarımı sunuyorum. Eserleri ile katılan değerli sanatçılarımıza tekrar hoş geldiniz diyorum. Kastamonu’dan iyi intibalar ile inşallah ayrılmanızı diliyoruz. Memnuniyetinizi gittiğiniz yerlere anlatın, şikayetiniz varsa da düzeltilmek üzere bize bildirin”.

Vali Yıldırım ise şöyle konuştu. “Aşağı yukarı 45 dakika 1 saat içerisinde ikinci açılışımızı yapıyoruz. Üniversitemizin bu mana da bu ve benzeri bir çok etkinliğine yetişmekte açıkçası zorluk çekiyoruz. İlimiz adına son derece memnunum, Güzel Sanatlar Fakültemizin seramik bölümünün ilk kez öğrenci aldığını biraz önce ifade edildi. Ben şu anda 70’e yakın sanatçımızın hem de ülkemizin önde gelen sanatçılarımızın biraz önce izleyeceğimiz eserlerinin yanı sıra inşallah yıl sonunda öğrencilerimizin sergilerini de açabileceğimizi düşünüyorum. Üniversitemizin faaliyetleri ve diğer kültürel-sanatsal etkinliklere baktığımızda bunu sanat adına ilimizin inkişafı için son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Zira sanatın her türüne ihtiyacımız var. Sanata ve sanatsal bakış açısına ihtiyacımız var. Birbirimizi görürken de,  birbirimize bakarken de bu açı bizim birbirimizi daha iyi anlamamıza, birbirimize daha hoşgörülü olmamıza yardımcı olacaktır diye düşünüyorum”.

Konuşmaların ardından seramik sergi açılış kurdelesi kesildi. Sergi gezildi ve sergilenen eserler hakkında bilgi alındı.

İki gün boyunca sürecek olan serginin  açılışı verilen mini kokteyl ile son buldu. 

 

 

 

Üniversitemiz İlahiyat Fakültesi tarafından 16 Aralık 2016 tarihinde ‘Cengiz Aytmatov’u Anma Faaliyeti’ yapıldı.

Üniversitemiz Ahmed Yesevi Konferans Salonu’nda yapılan anma programına Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın, Kırgız Cumhuriyeti Ankara büyükelçiliği Müsteşarı, Fakülte Dekanları, Akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Programda açılış konuşmasını İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Atalan yaptı. Atalan, şöyle konuştu:  “Milli olandan evrensele ulaşmada, Cengiz Aytmatov’un Türk Dünyası yazarları içerisinde çok önemli bir yeri vardır. Bir milletin kültür değerlerinin araştırılmasında sözlü kaynakların yanı sıra yazılı metinler de bizlere önemli veriler sunmaktadır. Özellikle hikâye ve roman gibi kurmaca metinlerde sözlü kültürün etkisi ve geleneğin izleri çokça görülmektedir. Bir yazılı anlatıda topluma ait kültürel değerlerin kullanımı oranı; yazarının içinden çıktığı toplumla ve o toplumun geleneksel değerleriyle ne ölçüde barışık ve kaynaşık olduğunun da bir göstergesidir.

Aytmatov, kendisiyle yapılan bir röportajda, eserlerine “geleneksel kültür unsurlarını” işlemesinin sebeplerini şöyle açıklamaktadır: “Her yazar bir milletin çocuğudur ve o milletin hayatını anlatmak, eserlerini kendi milli gelenek ve törelerini kaynak olarak zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi milletimin hayatını ve geleneklerini anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız takdirde bir yere varmazsınız. Edebiyatın milli hayatı ve gelenekleri anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu ‘milli’ olanın ötesine doğru genişletmek, ‘evrensel’ olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır. İyi bir yazar ‘tipik insan’ ortaya koyma ustalığına erişen yazardır.

Cengiz Aytmatov yaşadığı yani 20. yüzyıl ve 21. yüzyılın ilk yıllarını kapsayan dönemde meydana gelen gelişmeleri dikkatle takip ederek, bu gelişmelerini eserlerine yansıtmıştır. Bu anlamda o zamanın ruhunu çok iyi okumuş ve böylece uluslararası bir üne sahip olmuştur. Aytmatov, sadece Kırgızı, Kazağıyla Türk dünyası için değil insanlık içinde önemli bir duraktır. Çünkü Aytmatov, eserleri yüzellinin üzerinde dile çevrilen, pek az yazara nasip olabilecek evrensel bir üne sahip bir dünya yazarı, insanlar arasında bir köprü oluşturmuştur.

Eserlerinden sezgiden rasyonel düşünceye doğru bir akış vardır. Yerelden evrensele doğru bir açılım vardır. Bu açıdan, Aytmatov, sadece Kırgızistan’ın değil doğusuyla, batısıyla Türk Devlet ve Topluluklarının kültür elçisidir. Onun kurduğu köprüler, binlerce yıllık bir kültürel zenginliğin kapılarını dünyaya aralamıştır. Her ne kadar Aymatov, zamanın ruhuna göre eserlerini verse de, Osman Horata göre,“asrının eseri”ydi fakat “asrının esiri” değildi. O asrının esiri olmamış: “insanı yok etmeye dönük” savaşlara, baskılara, zulümlere karşı, “asrı”nın güdümün eğirmeden; insanı hür, erdemli ve “kendi” olarak yaşatabilmenin savaşını vermiş bilge bir yazardır”.

Kırgız Cumhuriyeti Ankara büyükelçiliği Müsteşarı, konuşmasında şunları dile getirdi: “Cengiz Aytmatov’un eserlerini herkes  bilir ve tüm dünya onu tanır. Eserleri birçok dile çevrilmiş ve filmleri çekilmiştir. Tek Kırgızistan’ın evladı değil tüm Türk halklarının evladıdır. Dünya iki Cengiz tanıdı: Cengizhan Dünya’yı kılıcıyla, Aytmatov kalemiyle fethetti. Bizim aklımızda ve kalbimizde yaşayan Aytmatov ölümsüzdür.”

Programda konuşan Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın şunları ifade etti: “Cengiz Aytmatov’un doğumunun 88. Yılında tertiplenen anma programına hoş geldiniz, şeref verdiniz. Milletlerin hayatında ehemmiyetli yer tutan şahsiyetler vardır. Tarihimize baktığımızda bu tür kahramanları çok görürüz. Adriyatik’ten, Çin Seddi’ne binlerce yıldır Türk Milleti’nin yaşadığı her bölgede kahramanlarımızı mezar taşlarından okuyarak veya yüzyıllarca yâd ederek kalbimizde her zaman yaşatmaya çalışacağız. Yakın tarihimizde de çok mühim şahsiyetler vardır. Sadece bulunduğu bölgeye değil de bütün Türk alemine ve İslam alemine mal olmuş bu milletin çok kıymetli mensupları mevcuttur. İşte bunlardan bir tanesi de yakın tarihte kaybettiğimiz Cengiz Aytmatov’dur.

Cengiz Aytmatov kalemi ile kılavuzluk eden büyük bir şahsiyettir. Cengiz Aytmatov’un babası da 1937 katliamları esnasında diri diri toprağa gömülen Kırgızistan aydınlarından bir tanesidir. Babası da bu milletin şehit verdiği münevverlerden birisidir. Dolayısı ile Cengiz Aytmatov en başta babasına yakışan bir evlattır. Aziz milletimize layık liyakatli bir münevver, kalemiyle kılavuzluk etmiştir, ışık saçmıştır. Milletlerin hayatında bazı nüanslar mühim yer tutar. Bizim milletimizin hayatının devamında da; din, dil, aile, gelenekler sırasıyla çok mühim yer tutar. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ne yani Türkistan Coğrafyasına şöyle baktığınızda mezalimler, katliamlar, yok etme, asimilasyon, soykırım diyebileceğimiz hadiselere rağmen oradaki insanlarımız da bugünlere gelebilmiştir ve bir millet olma vasfını da muhafaza etmişlerdir. Dinini yok ettiyse geleneği ile yaşamıştır, aile ile yaşamıştır. Şu gençler şimdi dimdik ayaktalar. Kendi varlıkları ile kendi benlikleri ile vardır. Görüyoruz ki Kırgızistan’da, Kazakistan’da, Türkmenistan’da, Özbekistan’da aileyi olduğu gibi muhafaza etmişler. Ne Rus, ne Çin, ne de başkası aileyi sarsamamıştır, yok edememiştir. İşte Cengiz Aytmatov bunların münevver temsilcilerinden, bunların dili, bunların her şeyidir. Cengiz Aytmatov’un romanlarında, hikâyelerinde, kitaplarında, yazdıklarında, anlattıklarında her zaman için bu milleti ayakta tutan vasıfları dile getirdiğini ve işlediğini görürsünüz. Cengiz Aytmatov tarihteki Türk Milletinin hafızasındaki yerini her halükarda hak ederek almıştır. Cengiz Aytmatov bu milletin dilidir, Cengiz Aytmatov bu milletin hafızasıdır, Cengiz Aytmatov bu milletin ışıklı bir kılavuzudur. Cengiz Aytmatov kıyamete kadar milletin hafızasında yaşayacaktır. İşte bugün belki hayal edemediğimiz istiklallere kavuştuysak Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan müstakilse Cengiz Aytmatovların payı bunda çok büyüktür. İnşallah o müstakil olan -bugünkü tabiriyle- “bağımsız” devletlerimiz inşallah ilelebet, müstakil olarak kıyamete kadar yaşayacaktır. Bunda da Cengiz Aytmatovlara çok şey borçluyuz. Cengiz Aytmatov’u belki kısa bir zaman için burada anlatmaya çalışacağız, bazı şeyleri hafızamızda canlandıracağız. Cengiz Aytmatov ve onun gibileri daima, devamlı şekilde çocuklarımıza anlatırsak onların hiçbir zaman çocuklarımızın hafızasından kaybolmamasını sağlarsak inşallah gelecek nesillerimiz daha şuurlu olur diye düşünüyoruz. Bugün Yıldönümü olan Kazakistan’ın Güneşli bayrağı, Kırgızistan’ın Güneşli bayrağı, Azerbaycan’ın, KKTC’nin, Özbekistan’ın ve Türkmenistan’ın Ay yıldızlı bayrakları ilelebet kıyamete kadar beraber yaşaması ve beraber yücelmesi, yükselmesi duası ile şu anda devam eden katliamların da Irak, Suriye ve diğer memleketlerdeki Müslüman katliamlarının da son bulması dileği ile gecenizin mübarek olmasını diliyoruz”.

Konuşmaları ardından devam eden Anma Programı’nda Cengiz Aytmatov Belgeseli, tiyatro gösterisi, folklor gösterileri, dombra ve türküler, Manas Destanı’ndan bir kesit ve Cengiz Aytmatov sergisi de yer aldı.

Anma Programı toplu fotoğraf çekiminin ardından son buldu. 

Üniversitemiz ve Türk Kızılayı ortaklığı ile kurulan ‘Öğrenci Kıyafet Evi’nin açılış programı bugün yapıldı.

Üniversitemiz Kuzeykent Külliyesi Merkezi Yemekhanede yapılan açılış programına; Kastamonu Valisi Mesut Yıldırım, Belediye Başkan Vekili Eşref Can, Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın, Türk Kızılayı Kastamonu Şube Başkanı Muhsin Emeksizoğlu, üniversitemiz idari ve akademik personeli ile öğrenciler katıldı.

Açılış programında konuşma yapan Kızılay Şube Başkanı Muhsin Emeksizoğlu, şunları ifade etti. “Türk Kızılayı ve Kastamonu Üniversitesi protokolü dahilinde Öğrenci Kıyafet Evi’mizi bugün sizlerin sayesinde açacağız. Sözlerime başlamadan önce iki gün önce gerçekleşen elim hadisede hayatlarını kaybedenlere Mevla’dan rahmet, geride kalanlara sağlık ve sıhhat diliyorum. Türk Kızılayı 41 üniversitede giyim evleri açıp geleceğimizin teminatı olarak katkıda bulunmaya çalışıyorlar. İnşallah bugünden sonra da Kastamonu’da ki öğrencilerimizin ihtiyaçlarını gidermek amacıyla bu giyim mağazamızı Üniversitemizle beraber yürüteceğiz. Hepinize saygılar sunuyorum”

Açılış programında konuşan Rektör Aydın şunları dile getirdi. “Bugün gençlerimiz için hizmet  verecek faaliyetin başlangıcı için buradayız ama memleketimizde acılı günler yaşanıyor. Allah’tan inşallah acılarımızı sonlandırmasını dileyerek. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, Gazilerimize de şifalar diliyoruz. Milletimize de başsağlığı diliyoruz. Burası Kızılay Şube Başkanımızın da dediği gibi kıyafet evi olarak hizmet verecek. İnşallah karınca kararınca ihtiyaç sahibi olan gençlerimiz buradan faydalanacaklar. Türkiye’nin değişik yerlerinden, Dünya’nın değişik yerlerinden farklı ülkelerden gelen, her renkten, her soydan, her boydan gelen insanın buradan faydalanma imkanına sahiptir. Kızılay’ımıza bu manada çok teşekkür ediyoruz. Üniversitemiz ile beraber bir protokol çerçevesinde bugün bu açılışı yapıyoruz. Yine çok kıymetli mesai arkadaşlarımıza, emeği geçen arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz ve gecesini gündüzüne katan ve  Kızılay kıyafeti burada bulunan gençlerimize ve Üniversitemizin değerli öğrencilerine de sağ olsunlar emekleri zayi olmaz inşallah, hayırseverlerimizden de burayı desteklemelerini bekliyoruz. Mağazalarımız olur, Marketlerimiz olur veya halktan insanlarımız olur buranın devamlılığı bizim için mühimdir. İnşallah o devamlılığa güveniyoruz Kastamonu halkı ile sağlayacağız. Hayırlı uğurlu olsun. Şeref verdiğiniz içinde çok teşekkür ediyoruz”. 

Son olarak konuşan Vali Yıldırım şunları belirtti. “Bugün çok sık yaşamadığımız ama güzel bir duyarlılığın neticesi olarak buradayız. Ben öncelikle insanlarımızın zor zamanlarında yanında olan her zaman Türk Kızılayı’mızı, bu teşkilatımızı huzurlarınızda tebrik ediyorum. Diğer yandan onların bu talebine ya da gördüğü bu ihtiyaca duyarsız kalmayarak burada mekan hazırlayarak, protokol hazırlayarak bu hassasiyete ortak olan İlimizin kalkınmasında ki önemli bir lokomotif olarak gördüğümüz Kastamonu Üniversitemize, çok kıymetli Rektörümüze’de teşekkür ediyorum. Biraz önce Sayın Rektörümüzün söylediği gibi buranın elbette bir devamlılığı gerekiyor. Bu manada Kastamonu halkı yardımseverliği ile bunu perçinlemiş, bunu tescillemiş bir insanımız. Bunun devamı konusunda herhangi bir endişe yaşamayacağımızı hem biliyorum, hem inanıyorum. Bir de bu noktada şunu söylemek istiyorum; özellikle öğrencilerimize yönelik,  insanın ne zaman ihtiyaç içinde olacağı belli olmuyor. Bu hepimiz için her zaman olabilecek bir şey. İhtiyacı olan her öğrencimizin bunu alabilmesi de fayda mülahaza ediyorum. Hem de onların kişiliğine olumlu katkı sağlayacağını düşünüyorum”.

Protokol konuşmalarının ardından öğrenci kıyafet evi dualarla açıldı.

Program mini bir kokteylin ardından son buldu.