Üniversitemizde  “25. Yılında Hocalı Şehitlerini Anma Programı” düzenlendi.

Üniversitemiz Ahmed Yesevi Konferans  Salonunda düzenlenen konferansa;  Kastamonu Vali Vekili Ünal Kılıçarslan, Belediye Başkanı Tahsin Babaş, Rektör Prof. Dr. Seyit Aydın, Azerbaycan Cumhuriyeti Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Doç. Dr. Necibe Nesibova, Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Hizmetleri Şube Müdürü Nuriye Kadıoğlu, üniversitemiz idari ve akademik personeli ile öğrenciler katıldı.

Genç Tarihçiler Kulübü tarafından yapılan programa konuşmacı olarak TOBB Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Toğrul İsmayıl katıldı.

Program açılış konuşmalarıyla başladı. İlk konuşmayı Genç Tarihçiler Kulübü Danışmanı Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu yaptı. Yakupoğlu şunları ifade etti. 25 yıldır dinmeyen bir yara kabuk bağlamayan bir yara kanamaya devam ediyor. Bunun adı Hocalı. Hocalı Katliamından çeyrek asır geçmiş olmasına rağmen ne batılı güçler ne uluslararası güçler bu yara kapatmak için bu ıstırabı söndürmek için bu katliamın intikamını alıcı hiçbir tedbir alınmamakta. Dolaysıyla Türkiye ve Azerbaycan iki kardeş ülke olarak kendi söküklerini dikmek zorunda kalmakta. Dünya’da barışı sağlamakla mükellef olan uluslararası güçler bir şey yapmamakta. Bu acıyı dindirecek savaşı sona erdirecek ve Azerbaycan’ı önemli bir kısmını işgal altından kurtaracak yegane güç kendimiz de iki kardeş ülkede. Dolayısıyla üzerimize düşeni yapmak zorundayız. Ben konferansımıza katılan ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum”.

Ardından Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Hizmetleri Şube Müdürü Nuriye Kadıoğlu kısa bir konuşma yaptı. Kadıoğlu “Hocalı katliamı kuşkusuz hepimizin yüreğini kanatan bir yara. Bu durumun ülkelerimiz bilinçlendirme toplantılarını yapıyoruz. Umarım bu konuşmalardan üzerine ve bilgi dağarcığınıza bir şeyler alırsınız” dedi.

Azerbaycan Cumhuriyeti Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Doç. Dr. Necibe Nesibova konuştu. Nesibova şunları kaydetti. “26 Şubat 1992 yılı Azerbaycan’ımızı Türk toprağı olan Karabağ’ı Hocalı kentinde Ermeniler tarafından yapılan katliamın ve şehitlerimizin 25’inci yıl dönümü anma toplantısına geldiğiniz için bu gün bizim halkımız yaşadığı acıyı bizimle paylaştığınız için sizlere ve bu törene ev sahipliği yapan sayın Valime, Belediye Başkanımıza ve değerli Rektör hocama teşekkür ediyorum. Bu coğrafyada bildiğiniz gibi pek çok acılar yaşanmıştır. Bu acıların belki de en büyüğü Hocalı Katliamıdır. Hocalı katliamı insanlığa işlenmiş en büyük suçtur. Sözün bittiği yer varsa belki de Hocalıdır. Altı yüz on üç Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti, dört yüz seken yedisi sakat kaldı, yüz elliden çok kişinin akıbeti bilinmiyor. Hocalı ’da sadece neredeyse tamamına yakın ya hayatını kaybetti ya da sakat kaldı ya da esir oldu. Hocalı bir kentin yer yüzünden silinmesi içinde yaşayan kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden topyekün saldırıya uğraması, kaçabilenlerin soğuk ve karlı dağlarda donarak hayatını kaybetmesi, kaçamayanların ise silahlarla taranması bunların hepsi bir vahşet. Sadece o dönem de o dehşetle gazetelerde, dergiler de yer alan haberlerden bir kaçını sizlere okuyacağım. O dönem de vahşetle ilgili Dünya çok yazdı ama uluslararası toplum okumadı. Amerika’da çıkan 1 Mart 1992 tarihinde şöyle yazdı ‘Fotoğrafçı arkadaşım öyle etkilenmişti ki fotoğraf çekebilmesi için kendisini objelerin üzerine itmem gerekiyordu. Olanları anlatmak Dünya’ya duyurmak gerekiyordu. Hayatta kalanların neler yaşadığını kaydettik. Yüzlerini tanınmayacak halde olanlar vardır. Bunun gibi bir çok haber yazıldı fakat kimse bir şey yapmadı. O zamanlar Hocalı Katliamı dış basında yeterince dikkat çekiciydi. Bir çok gazete ve dergilerde bu konulara ilişkin yapılan haberler vahşet katliamı Dünya’nın gördüğünü anlıyordu. Ancak acı olan bile bile Dünya’nın hiçbir şey somut adımı yanaşmamasıydı. Hocalı Soykırımına halende uluslararası soykırımına değer verilmemesidir”.

Açılış konuşmalarında son olarak konuşan Rektör Aydın şunları dile getirdi. “Hocalı katliamının unutturulmaması ve gelecek nesillere aktarılması maksadıyla düzenlenen  25. Yılında Hocalı Şehitlerini Anma Programı  münasebetiyle buraya teşrif ettiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Rahmetli Haydar Aliyev’in çok güzel veciz bir şekilde söylediği birkaç söz var; “Bir millet, iki devlet” sözü gayet güzel tuttu.  Azerbaycan ile Türkiye için çok yakıştı, bu bayraklarda inşallah ilelebet beraber dalgalanacaklar”.

Aynı milletten olmamız, ortak kökler, dil, din birliği, aynı kültür, gelen iki devletin mensupları ve aynı milletten olan iki devletin halkı gelecekte de hep beraber yaşayacaklar. 1918 yılında Nuri Paşa komutasındaki Türk Kafkasya İslam Ordusu’nun çetin mücadeleler nihayetinde Bakü’yü kurtarması hadisesini, Azerbaycan hükümeti çok iyi biliyor ve yaşatıyor. Bakü’ye gidenler görmüştür. Bakü’nün en merkezi yerinde Türk Şehitliği bütün ihtişamı ile gözükmektedir ve hatıraları yaşatmaktadır. Azerbaycan 1991 yılından bu yana hakkıyla vefasını göstermektedir. En son 15 Temmuz ihanet ve işgal harekatında da Türkiye’ye kayıtsız, şartsız ilk desteğini veren ve ihanet mihraklarını ilk ülkelerinden kovan ülke Azerbaycan olmuştur kendilerine bir kere daha teşekkür ediyoruz. Bizde bu manada Hocalı Katliamı gibi katliamları hatırlamamız, unutmamamız, unutturmamamız lazımdır. Azerbaycan ile alakalı ve Azerbaycan’da ki meslektaşlarımızla, akademisyenlerimizle beraber programlarımızı yapıyoruz. Hocalı Katliamı programımız bir gelenek oldu ve inşallah bu gelenek, gelecek nesillere bütün bilgileri aktarılacaktır. Hocalı Katliamında yaşananlar ve zayiatlar haddi aşan ebattadır. Orada şehit olanların 106’sı kadındır. 83’ü çocuk olmak üzere kendilerinden haber alınamayan insanlarımızın da akıbeti belli değildir. Genç nesillere hiçbir zaman bu katliamları hiçbir zaman, bu şeraitleri, yaşananları unutturmamız lazım. Hocalı Katliamı bir semboldür. 1992’de başlayan katliamlar ilk değildir. 1920 Rus katliamı Azerbaycan’da unutulmamıştır. 1938’de ve daha sonra ki 20 yılda bir tekrarlanan münevver (aydın) katliamları ve sürgünler unutulmamıştır. Biz de şunu söyleyelim sevgili gençler; gelecekte yeni işgal ve katliamların yaşanmamasının garantisi biziz deyin lütfen. Sizden biz bunu bekliyoruz ve buna göre çalışın.

Aslında Miladi 700’lü yıllardaki nüfusumuzu dikkate alarak bugün dünyadaki Türk nüfusu sadece 325 milyondur. Türklerin tarih boyunca en fazla katliam ve asimilasyona uğramış millet olduğunu göstermektedir. Bu yüzden milletimize karşı yapılan şenaatleri, katliamları, düşmanlıkları unutmayalım, unutturmayalım! Gelecek nesillere iyi anlatalım. Çocuklarımız, torunlarımız düşmanlarını tanısın, bilsin; tarihlerini yazarken ve yaparken bu şuurda olsunlar. Hocalı Katliamları gibi katliamları gelecek nesillere aktaralım. Hocalı katliamını anma programımız ve acılarımız dillendirilerek  taze tutulursa gelecek nesillerimiz daha şuurlu olur ve hassasiyetimizi de her zaman göstermiş oluruz.

Aydın sözlerini şöyle noktaladı. “25 yıl önce katledilen şehitlerimizi bir kez daha hürmetle anıyor, Allah’tan rahmet diliyor; bu anlamlı programa teşriflerinizden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Sağ olun, var olun”.

Açılış konuşmalarının ardından TOBB Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Toğrul İsmayıl 25. Yılında Hocalı Şehitlerini Anma konulu bir konferans verdi.

Programda  ayrıca belgesel gösterimi ve şiirlerde yer aldı.

Program, katılımcılara plaket ve hediye takdiminin ardından son buldu.