Türkistan Gönüllüleri Kulübü tarafından hazırlanan, Prof. Dr. İbrahim Maraş’ın konuşmacı olduğu, “Türk Dünyası ve Çağdaş İslam Düşüncesi" konulu konferans bugün üniversitemiz 3 Mart Konferans Salonu’nda; Başbakanlık Müşaviri Birol Dok, Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın, Uluslararası Türkistanlılar Derneği Başkanı Burhan Kavuncu, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Ali Rafet Özkan ve Prof. Dr. Sezgin Ayan, fakülte dekanları, akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla saat 14.00’da gerçekleştirildi.

Konferans hayatını kaybeden şehitlerimiz için İlahiyat Fakültesi öğrencimizin okuduğu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Kur’an tilavetinin ardından Kırgız asıllı öğrencimiz Manas Destanı’ndan bir bölüm okudu.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ozodbek Karamatov yapmış olduğu konuşmada; “Sayın misafirler ve değerli öğrencilerimiz organizasyonumuza teşrifleriniz için çok teşekkür ederim. Üniversite öğrencilerimizin,  nitelikli; ülke içi ve ülke dışında tercih edilen bireyler olmasını temenni ediyoruz. Yeni açılan kulübümüz bu amaç için çalışacaktır.  Sevgili öğrencilerim okuyunuz, okuyunuz ki başarılı olasınız. Zaten Peygamber efendimize gelen ilk ayet “Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku” ayeti gelmiştir. İşte bu yüzden okumalısınız. Sizin başarınız aileniz ve okulumuzun, Türk dünyasının başarısıdır. Bir elinizde Türk bayrağı diğer elinizde kendi ülkenizin bayrağını tutun. Gelecekte kendi ülkeniz ve Türk dünyası arasında bir köprü olacağınıza inanıyorum.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Konuşmanın ardından Dede Korkut belgeseli izlendi.

Dede Korkut belgeselinin ardından Çad asıllı İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencimiz Türkistan sevdasını konuşmak üzere sahneye davet edildi. Öğrenci Türkiye’nin önemine vurgu yaparak şunları ifade etti. “Kıymetli misafirlerimiz hepiniz hoş geldiniz. Program için çaba gösteren herkese teşekkürler. Kastamonu evliyalar diyarıdır. Kastamonu Üniversitesi bin tane öğrenciyi misafir etti. Bu öğrencileri üniversiteye getiren rektörümüze çok teşekkür ederiz. Ülkenizin kıymetini bilin arkadaşlar. Türkiye kıymete değer bir ülkedir.”

Öğrencimizin konuşmasının ardından Türkistan Gönüllüleri Kulüp sunumu gösterildi.

Türkistan Gönüllüleri Kulübü Akademik Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Tunay Kamer yaptığı konuşmada şunları dile getirdi. “Üniversitemizde bugüne kadar Türkistan ile alakalı birçok faaliyet yapıldı. Fakat bu etkinlik Türkistan ile alakalı ve Türkistanlı öğrencilerin kendi başlarına karar vererek yaptıkları faaliyet olması açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca bu faaliyet Kulübün ilk büyük faaliyeti olması dolayısıyla bizler de büyük bir heyecan içerisindeyiz. Bugünkü etkinliğin her aşamasında program içeriğinin belirlenmesinden duyurusuna, misafirlerin karşılanmasına kadar Türkistanlı öğrencilerimiz yoğun bir çaba içinde oldular. Huzurlarınızda hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”

Uluslararası Türkistanlılar Derneği Başkanı Burhan Kavuncu yapmış olduğu konuşmada Türkistan sevdasına vurgu yaparak şunları söyledi: “Bizim Türkistan sevdamız boş bir sevda değildir; vatanımızdır. Bir halka yapılan en büyük haksızlık onları kimliksiz bırakmak, kendi dillerinde konuşturmamaktır. 150 yıllık Türkistan’ımız Rus ve Çin işgali altındadır. Rus siyaseti neticesiyle kendi halkımız kimliğini bilmeden birbirleriyle mücadele etmektedir. Bizim istediğimiz kimliğimizi bilmektir. Hepimiz bir milletin, bir ümmetin çocuklarıyız. Bu dava İslam medeniyetinin ikinci beşiği olan Maveraünnehir’in ihyası davasıdır. O bakımdan sadece kabilecilik davası değildir bu. Peygamberimizin dediği gibi biz kabileciliği reddediyoruz. Müslüman kardeşlerimize sahip çıkmaya çalışıyoruz. Halkları birbirine düşüren her türlü fikre karşıyız. Bütün Türk Cumhuriyetlerine bağlı öğrencilerimize sahip çıkıyoruz. Tekrar hepinize teşekkür ediyorum.”

Başbakanlık Müşaviri Birol Dok ise konuşmasında şunları kaydetti: “ Türkiye tarih boyunca tüm mazlum halkların sığınacağı tek yerdi. Suriye’den gelenlere yardım ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Sadece Suriye faciasıyla bile Türkiye’nin ne kadar büyük bir millet ve devlet olduğunu görüyoruz. Ülkemiz aydınlanmaya devam ediyor. Afrika’daki kardeşlerimize inşallah bir gün güneş doğacak. Hala yanlışa devam edenler var. Bizler barış ve kardeşlik için çabalamalı ve ülkemize sahip çıkmalıyız. Hepinizi saygıyla selamlıyorum”

Rektörümüz Prof. Dr. Seyit Aydın’ın misafirleri selamlayarak başladığı konuşmasına şöyle devam etti: “Bugünkü toplanma amacınız için teşekkür ediyorum. Konuşacağımız her şey konuşuldu ama asıl maksadımız bu konferans. Tabi ki Türkistan bir sevdadır. Bu bizlerin dile getirdiği bir şeydir. Dünyada kaos, katliam, kargaşa yaşanıyorsa sebebi İslam dünyasının yeterince toparlanamamasıdır. Katliamlar sadece Müslümanlara yapılıyor.  Türkistan ve Afganistan vatansızdır,  işgal altındadır.  Afrikalı Müslümanlar hala sömürge altında bulunmaktadır.  Bunların hepsinin müsebbibi Yahudi ve Hristiyan dünyası ve bizim dağınıklığımızdır.  İnşallah gençlerimiz buradan memleketlerine dönerken başarılı bireyler olarak dönecekler. Ümidimiz gençlerdir. Üniversite olarak gençlerimizin yetişmesinde emeğimiz olmuşsa bundan bahtiyar oluruz. Umarım bu öğrenciler kendi memleketlerinde başarılı insanlar olurlar. Türkiye ve üniversitemiz, her zaman onların yanında ve yanında olmaya da devam edecektir. Bizler vatansızlığın acısını yaşayanların acısını paylaştık, gördük. Bunlar bizim insanlarımız. Gelecek bizimdir, gelecek sizindir. Geleceğiniz ve ufkunuz parlak olsun.”

Prof. Dr. İbrahim Maraş’ın özgeçmişi okunmasının ardından konuşmasına başlayan maraş şunları ifade etti. “Öncelikle hepinizi Allah’ın selamı ile selamlıyorum. Bu programı düzenleyenlere de teşekkür ederim. Sayın Rektörümüz Seyit Aydın ve Tunay hocamız ve öğrencilerimize çok teşekkürler. Kısa bir anekdotla konuşmama başlamak istiyorum. Dede Korkut sunumunu tamamlayıcı bir konuşma yapmak isterim. Aslında tarihte bilinen kişilerin yanı sıra, bilinmeyen geri planda kalan kişiler hakkında da konuşmak gerekir.  Şöyle başlamak isterim. Sudan’da bulunduğum dönemde beni en çok etkileyen şey dışarda yabancı olduğumuzun hemen anlaşılmasıydı. Nerelisiniz diye sordukları zaman, Türk’üz dediğimizde onlarda Türküm diyorlar. Osmanlıdan gelen bir şeydir bu. Bir çoğunun dedesi Türk. Hala bazı Türk köyleri bulunmaktadır.”

Maraş konuşmasına şöyle devam etti. “Afrika’nın ortalarında Osmanlı akıncıları dolaşırken kimse onlara ilişmezdi. Çünkü Osmanlı Devlet’i hoşgörülüydü. Türklerin İslam öncesi ve İslam sonrası döneminde temel bazı kavramlar vardır. Türkler hiçbir zaman hiçbir milleti savaşa zorlamamışlardır. Göktürk kitabelerinde bunlar yazmaktadır. Bunlar güçle olur. Batılı emperyalistlerinki güç değil zorbalıktır. Tarih boyu atalarımız bunu vermeye çalıştılar. Türkler dünyaya adalet dağıtmışlardır. Bizler ideallerimiz için Orta Asya’dan göç ettik. Ünlü bir düşünür, Türklerin ülkelerine bir Peygamber gelmiş olsaydı Yunanların filozofunu, Çinlilerin atasözünü unuttururdu demiştir. Türkler gerçekten de kendilerini ilahi Kerimatullah, Allah’ın ismini yüceltmek, Allah’ın töresini yayan geliştiren görevli olarak kabul eder”.

Maraş konuşmasını Türklerin önemli özelliklerine değinerek noktaladı. “Türkler intibak kabiliyeti çok yüksek bir toplumdur. Eli kılıç tutan herkes gaza cihat anlayışına göre Hun olmuştur. Türkler her zaman ilmi cihat ve nefsi cihat şuuru ile kendini göstermiştir. Buna dayanarak önemli ayet, hadis ve tefsir yazan âlimler yetiştirdik. Hiçbir din hiçbir ideolojinin tekelinde değildir, olmamalıdır. Hakikati arayan kişiler eskilerin yazdıklarını, Fıtrat eğilimini takip ederek onlara güvenen kişi değildir. Tam tersi kuşku duyan, insan yapısını araştıran argümanlara kanıtlara güvenen kişidir. Son olarak günümüzde ihtiyacımız olan şey bilgi cehaletinden kurtulmaktır.”

Günün anısına katılımcılara üniversitemiz tarafından hediye takdim edildi.

Program toplu fotoğraf çekimi ve Birol Dok’un Türkistan’ın geleneksel kıyafetini giymesinin ardından son buldu.